İBB Davası 35. Gün: İmamoğlu’ndan “Utanç Verici Rezillik” Tepkisi ve Son Gelişmeler
Türkiye siyasetinin ve hukuk gündeminin merkezine oturan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı davanın 35. duruşması, Çağlayan Adliyesi’nde gerçekleşen yoğun katılım ve kritik gelişmelerle tamamlandı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve “casusluk” iddialarını da barındıran davanın bugünkü celsesinde, yargılama sürecindeki usul tartışmaları ve geçtiğimiz günlerde yaşanan 9 kişilik tahliye kararının yankıları damga vurdu. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, duruşma salonu çıkışında yaptığı son dakika açıklamasıyla adeta ateş püskürdü. Süreci “utanç verici bir rezillik” olarak nitelendirilen İmamoğlu’nun bu sert çıkışı, Ankara ve İstanbul hattında siyasetin tansiyonunu bir kez daha zirveye taşıdı.
22 Mayıs 2026 itibarıyla davanın ulaştığı bu yeni safha, sadece hukuki bir sürecin ötesinde, Türkiye’nin yaklaşan siyasi projeksiyonunu ve yerel yönetimlerin geleceğini de doğrudan şekillendiriyor. Anadolu Ajansı ve uluslararası ajansların yakından takip ettiği duruşmada, savunma makamı ile iddia makamı arasındaki sert tartışmalar dikkat çekti. Peki, İBB Davası sürecinde bugün tam olarak neler yaşandı? İmamoğlu’nun bu denli sert bir üslup seçmesinin arkasında hangi hukuki gerekçeler yatıyor? Davanın gidişatı sıradan vatandaşı ve İstanbul’un hizmet süreçlerini nasıl etkileyecek? İşte derinlemesine analiziyle, 35. günde yaşanan tüm kritik detaylar.
İBB Davası Son Durum: 35. Günde Neler Yaşandı?
Davanın 35. duruşması, sabahın erken saatlerinden itibaren adliye koridorlarında olağanüstü güvenlik önlemlerinin alınmasıyla başladı. Kimlik tespitlerinin ardından geçilen celsede, mahkeme heyeti dava dosyasına eklenen yeni bilirkişi raporlarını ve dijital materyal incelemelerini taraflara tebliğ etti. Yargılamanın bu aşamasında, davanın temelini oluşturan iddiaların dijital delillerle ne ölçüde desteklendiği konusu masaya yatırıldı.
Savunma avukatları, dosyaya giren son raporların usule aykırı hazırlandığını ve somut delil niteliği taşımadığını öne sürerek reddi hakim talebini yineledi. Ancak mahkeme heyeti, bu talebin yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle reddine karar verdi. Bu karar, salondaki tansiyonu artıran ilk kıvılcım oldu.
| Duruşma Günü | Öne Çıkan Gelişme / Karar | Siyasi & Hukuki Etkisi |
| 1. Gün | İddianamenin okunması ve ilk savunmalar | Davanın genel çerçevesi çizildi, piyasalar hareketlendi. |
| 15. Gün | Dijital materyallere ilişkin bilirkişi krizi | Usul tartışmaları derinleşti, savunma süre talep etti. |
| 32. Gün | Aralarında üst düzey bürokratların da olduğu 9 tahliye | Yargılamanın seyrinde yumuşama sinyali olarak yorumlandı. |
| 35. Gün (Bugün) | İmamoğlu’nun sert açıklaması ve reddi hakim reddi | Siyasi gerilim tırmandı, dava kritik bir viraja girdi. |
İmamoğlu’nun “Utanç Verici Rezillik” Açıklamasının Perde Arkası
Duruşmanın ardından adliye binası önünde kurulan basın kürsüsünde kameraların karşısına geçen Ekrem İmamoğlu, oldukça öfkeli ve kararlı bir tonla konuştu. İmamoğlu, aylardır süren davanın somut hiçbir delile dayanmadığını, tamamen siyasi bir mühendislik çalışması olduğunu iddia etti.
“Burada yapılan şey bir yargılama değil, bir tiyatrodur. Ortada ne bir suç var ne de hukuka uygun bir delil. 35 gündür bu ülkenin, bu şehrin enerjisini çalıyorlar. İddianamede yer alan absürt suçlamaların her biri çürütülmesine rağmen süreç zorla uzatılıyor. Bu durum adalet sistemimiz adına utanç verici bir rezilliktir.”
İmamoğlu’nun konuşmasında öne çıkardığı temel argümanlar şunlar oldu:
-
Liyakat ve Bürokrasi Vurgusu: İBB bürokratlarının asılsız iddialarla zan altında bırakılması.
-
Hukuk Devleti İlkeleri: Masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası.
-
Zamanlama Manidar Mesajı: Davanın kritik siyasi eşiklerde kasıtlı olarak alevlendirildiği savunması.
Tahliyeler ve Hukuki Boyut: Mahkeme Kararları Ne Anlama Geliyor?
Geçtiğimiz günlerde davanın gidişatını değiştiren en önemli gelişme, tutuklu yargılanan 9 kişinin tahliye edilmesi olmuştu. Bu tahliye kararları, davanın çökme noktasına geldiğini iddia eden muhalefet kanadında büyük bir sevinçle karşılanmıştı. Ancak hukukçular, tahliye kararlarının beraat anlamına gelmediğinin altını çiziyor.
Ceza hukukçularına göre, 35. günde mahkemenin tutumu, davanın esastan devam edeceğini gösteriyor. Tutuksuz yargılama kararı, delillerin büyük oranda toplanmış olmasından ve karartma şüphesinin azalmasından kaynaklanıyor olabilir. Mahkeme heyeti, adli kontrol şartlarının devamına hükmederek sanıkların yurt dışı çıkış yasaklarını kaldırmadı. Bu durum, davanın hala ciddi bir hukuki risk barındırdığı şeklinde yorumlanıyor.
Siyasi Yankılar ve Karşıt Görüşler: İktidar ve Muhalefet Ne Diyor?
İBB Davası yalnızca adliye sarayında değil, Ankara’daki siyasi partilerin genel merkezlerinde de bir numaralı gündem maddesi. Davaya ilişkin tarafların bakış açıları net bir kutuplaşmayı gözler önüne seriyor.
Muhalefet Kanadının Görüşü
Muhalefet temsilcileri ve parti liderleri, davanın Ekrem İmamoğlu’nun siyasi geleceğini engellemek amacıyla açılmış bir “siyasi yasak” tuzağı olduğunu savunuyor. Yapılan ortak açıklamalarda, milli iradeye ipotek konulmak istendiği ve İstanbul halkının seçme hakkının elinden alınmaya çalışıldığı belirtiliyor.
İktidar Kanadının ve İddia Makamının Görüşü
Buna karşılık, iktidar partisi sözcüleri ve hükümet yetkilileri, yargının tamamen bağımsız olduğunu ve hiç kimsenin hukukun üzerinde yer alamayacağını vurguluyor. Yapılan açıklamalarda, “Yargı süreçlerine saygı duyulmalıdır. Mahkemeleri baskı altına almaya çalışmak, adalet saraylarının önünde siyasi şov yapmak asıl hukuka saygısızlıktır. Varsa bir suç, bunun kararını verecek olan bağımsız Türk mahkemeleridir” denilerek dengeli bir duruş sergilenmesi gerektiği ifade ediliyor.
İBB Davası Sürecinin İstanbullulara ve Vatandaşa Etkileri
Peki, bu büyük siyasi ve hukuki mücadele sokaktaki vatandaşı nasıl etkiliyor? Bir şehrin belediye başkanının ve üst düzey yönetim kadrosunun sürekli olarak adliye koridorlarında mesai harcaması, yerel hizmetlerin aksamasına yol açar mı?
Vatandaş odaklı bir analiz yapıldığında, sürecin iki temel etkisi öne çıkıyor:
-
Hizmet Odaklı Etki: İBB yönetiminin enerjisinin ve zamanının büyük bir kısmını hukuki savunmalara ayırması, İstanbul genelinde yürütülen mega projelerin, metro inşaatlarının ve sosyal yardım koordinasyonlarının bürokratik onay süreçlerinde yavaşlamaya neden olabiliyor. Bürokratlar, imza atarken hukuki çekinceler yaşayabiliyor.
-
Ekonomik Etki: İstanbul gibi küresel bir metropoldeki siyasi belirsizlik, yabancı yatırımcıların ve kredi derecelendirme kuruluşlarının şehre olan bakışını doğrudan etkiliyor. İBB’nin uluslararası piyasalardan sağladığı proje kredilerinin maliyetleri, bu tür siyasi şok dönemlerinde artış gösterme riski taşıyor. Bu da dolaylı olarak vatandaşa sunulan hizmetlerin maliyetine yansıyabiliyor.
Geçmişten Günümüze Siyasi Davalar ve Tarihsel Bağlam
Türkiye’nin yakın tarihine bakıldığında, yerel yönetimler ve liderler üzerinden yürüyen yargı süreçlerinin ilk kez yaşanmadığı görülüyor. 1990’lardan bu yana, belediye başkanlarının görevden alınması, yargılanması veya siyasi yasaklı hale getirilmesi süreçleri, Türk siyasi sosyolojisinde her zaman ters tepen ve mağduriyet algısını güçlendiren sonuçlar doğurmuştur.
Tarihsel bağlamda değerlendirildiğinde, bu tür davalar genellikle hedef alınan siyasi aktörün toplumsal kredisini ve seçmen tabanındaki konsolidasyonunu artırıyor. İmamoğlu’nun bugünkü sert ve tavizsiz üslubu da, geçmişteki bu tarihsel tecrübelerden ders çıkaran bir lider profili çizme çabası olarak okunabilir.
2026 Yılında Türkiye Siyaseti ve Davanın Gelecek Öngörüleri
Mayıs 2026 itibarıyla önümüzdeki aylara dair projeksiyonlar yapıldığında, İBB Davası’nın kısa sürede sonuçlanması beklenmiyor. Hukuk uzmanları, yerel mahkemenin vereceği kararın ardından sürecin İstinaf ve Yargıtay aşamalarının da olacağını, bu nedenle kesin hükmün kurulmasının uzun bir zaman alabileceğini belirtiyor.
Gelecek öngörülerine göre, bu dava Türkiye’nin önümüzdeki genel seçim stratejilerinin de en önemli parametrelerinden biri olacak. Eğer davadan bir siyasi yasak veya ağır ceza kararı çıkarsa, bu durum muhalefetin cumhurbaşkanlığı adaylığı denkleminde kartların yeniden dağıtılmasına yol açacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. İBB Davası tam olarak ne hakkında, suçlamalar nelerdir?
Dava, İBB bünyesinde çalışan bazı personellerin ve üst düzey bürokratların idari operasyonlarda usulsüzlük yaptığı ve bu süreçlerin devlet güvenliğini riske atan unsurlar barındırdığı (“casusluk” ve “evrakta sahtecilik” gibi alt başlıklarla) iddialarını içeriyor.
2. Ekrem İmamoğlu bu davada doğrudan sanık mı?
İmamoğlu, davanın doğrudan bir numaralı sanığı olmamakla birlikte, belediyenin en üst amiri sıfatıyla ve bazı dosyalardaki sorumlulukları nedeniyle yargılama sürecinin ve soruşturma kapsamının merkezinde yer almaktadır.
3. Geçtiğimiz günlerde tahliye edilen 9 kişi kimlerdi?
Tahliye edilen kişiler, davanın ilk aşamalarından beri tutuklu bulunan, İBB iştiraklerinde ve idari kadrolarında görev yapmış bürokratlar ve teknik personellerden oluşuyordu. Mahkeme, delillerin toplanmış olmasını gerekçe göstererek tahliye kararı verdi.
4. İmamoğlu’na siyasi yasak gelmesi ihtimali var mı?
Eğer mahkeme süreci sonunda Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası kararı verilir ve bu karar Yargıtay tarafından onanırsa, siyasi yasak (kamu hizmetlerinden mahrumiyet) gündeme gelebilir. Ancak süreç henüz bu aşamadan uzaktır.
5. Bu davanın bir sonraki duruşması ne zaman yapılacak?
-
gün celsesinde mahkeme heyeti, taraflara yeni raporlara karşı savunma hazırlamaları için süre vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Yeni duruşma tarihinin önümüzdeki ay içinde açıklanması bekleniyor.


